İslami düşünce ve pratiği
Gün gelecek tarih hakikati ört pas eden, sabote eden, yanlış idrak edilmesine sebep verenlere rağmen gerçekleri kusacaktır. Unutma! zihinler berraklığını kazandığında bizim için onlar hakikati savundu diyecekler.
Adalet mülkün (devletin) temelidir, temelleri çökmüş bir mülkün değeri hurdalığı kadardır, eski vasfını kaybetmiştir, kalıntıları ile de yeni bir temel kurmanız mümkün değildir.
Benim için hayatın anlam kazanması yıldızlara bakıp, sizin kadar ihtişamlı varlıkları var edenin ne kadar ihtişamlı olduğunu düşünmek ile başladı.
Firavunun sarayında Hz. Musa'nın sesine ses olan o adam olma vasfını celladımızın varlığına rağmen kendimize bir şiar edinmeye çalıştık.
İslami düşüncenin hayatımızın her alanında olması gerektiği en nihayetinde nizamın yani mülkün (devletin) bu anlayış ile yönetilmesini arzu ettik.
Belki bir çoğunuz neden diyecek ve kötü temsilleri tecrübe ettiği için yahut gördükleri ve duydukları sebebiyle bunun olmaması gerektiği üzerinde bir düşünceye varacaktır. Benim tam da değinmek istediğim mesele bu, kötü temsil aslını kitle nezdinde değersiz kılar.
Asıl hiç bir zaman değersiz değildir; altın gibidir, zamana ve mekana yenilmez lakin ustaların elinden nakış edilir ve muhatabına sunulur. İslami düşünce ve pratiği insanlığa ehil insanların anlatımıyla ve yaşantısıyla sunulmalıdır veya pratize edilmelidir. Siyasi menfaat uğruna sloganlaştırılan İslami söylem gün gelir muhatabını layık olduğu çıkmaza sokar nihayetinde ilkeli bir başlangıç dünya uğruna heba edilmiş bir hayat ile son bulur.
Yorumlar
Yorum Gönder