ölümün içindeki hakikat ve yaşam gerçekliği
Zamandan ve mekandan münezzeh olan bizleri yoktan var eden ve kendisine gene dödürüleceğimiz Allaha hamdu senalar olsun
... sizlere mümkün mertebe anlatmak istediğim konu bil hassa tüm insanlığın tarih boyunca üzerinde merakını gizliyemediği ve üzerinide tartışılagelen bir konudur. ölüm ; evet, zamanın ve mekanın nezdinde ölümün varlığı her zaman üst bir yer edinmiştir. Varlık amacımızın sahnelendiği tarihi yaşanmışlık öğütler silsilesi zannımca ölümün sırrına erişmiş insanlar için birer yol göstericidir. Bizler, beşer olarak Allahın irade sahibi kıldığı ve imtihan yolculuğunun varisleri.. Yola koyulmadan, başta şu soruyu sormak gerek, kendi öznemize ve öznelerden oluşan toplumların size düşen payına; varlık amacımızın nihai hedefi nedir? varlığımızın amçasal unsurları ve bu varlığımızın ölüm gerçekliğindeki yeri nedir? eğer tam manasıyla bu soruları derin bir teffekkürle ruhumuza yöneltirsek, aslında fıtrat gereği olsa gerek, gereken ve tatminkar olan cevabı alabiliriz. yolun başında bize emir olarak da verilen düşünmek eylemini bizati özne hakkıyla yerine getirebilirse o zaman varlığın amçasal manası düşünmekle yani teffekkürle doğru orantılı bir şekilde anlam kazanabilir. yaşamı ölümden bağımsız kılan her türlü dışsal ve içsel yapılanmalar tamamiyle sizin gerçeği görme konusunda gerçekmiş gibi gözüken halisilisyonlardan başka bir şey değildir. algı dünyamızın önünde birer hakikat gizleyici rulu üstlenen kripto gerçeklik insanları haktan ve hakikatten yani var oluş amacımızdan uzakta bir yerlerde bizi doğruyu bolmaya iter. bizler aslında yanlış yerde doğruyu aradığımızı fark edemeyiz. bunun önüne geçmek için gereken öncelikli eylem akli selim bir şekilde dışsal ve içsel tabulardan sıyrılmış bir düşünme bir tefekkür süreci ve beraberinde bu doğrultuda gerçek kaynaklar aracılığıyla bir bilgi birikimine erişmek ve edinmektir...... Beyto
Yorumlar
Yorum Gönder